0

‘Normale dönünce gerçekten sevdiğimiz şeylere ve ihtiyaçlarımıza sahip çıkacağız’

Kitapları 45 dilde yayımlanan yazar Etgar Keret de pandemiden etkilenip bununla ilgili bir eser üretenlerden. Senaryosunu yazıp yönettiği ‘Outside’da (Dışarısı) sokağa çıkma yasağı kalktıktan üç gün sonra bile evinden çıkmayan insanları anlatıyor. Filmin ilk gösterimi de ‘dışarıda’, New York’taki Times Meydanı’nda yapıldı. Keret filmi için “Bu öyküyü bir pandemi masalına dönüştürmek, ‘Alice COVID diyarında’ gibi bir şey yapmak istedim” diyor.

Bu filmi yazmaya karantinada mı karar verdiniz?

Öyküyü ilk sokağa çıkma yasağının bittiği gün yazdım. Yasak boyunca Tel Aviv’in anacaddesinde yürümeyi hayal etmiştim. Nihayet sokağa çıktığımda bu, hayalimdekine hiç benzemiyordu; insanlar bağıra çağıra konuşuyorlardı, ter kokusu vardı… Neredeyse bir motosikletli tarafından eziliyordum. Ondan kurtuldum ama bahçeden fırlayan bir köpekten kurtulamadım, beni ısırdı. Ve bunların hepsi on dakikada oldu. Evdeyken sokağa çıkmanın yalnızca güzelliklerini hatırlıyordum. O gün eve geldim ve filmin öyküsünü yazdım.

Pandeminin sonuyla ilgili öngörüleriniz neler? Her şey bittiğinde gerçekten eve ve dışarıya bakışımız değişecek mi sizce?

class=’cf’>

Yeni bir eve yerleşeceğiniz zaman bütün eşyanızı elden geçirir ve kullanmadıklarınızı atarsınız ya… Pandemi sırasında da yaşamımızda gerçekten neye ihtiyacımız olduğunu öğreneceğiz ve normale döndüğümüzde de gerçekten sevdiğimiz şeylere sahip çıkacağız. Ben mesela eskisine kıyasla daha az seyahat edeceğimden eminim. Çünkü bu son sekiz ayda sanatsal üretimimi mutlu bir biçimde sürdürmek için kendi düzenime ve ailemin çevremde olmasına ne denli ihtiyaç duyduğumu öğrendim.

Nasıl geçti karantina günleriniz?

Karantinaya ilk girdiğimizde hayatımda pek bir değişiklik olmadı. Zaten günün çoğunu yazı yazmak için evde yalnız geçiriyordum. Ama yazdığım öyküler sayesinde virüsten ne kadar korktuğumu anladım. Dünyanın böyle birdenbire tepetaklak olup öykülerimi andırır hale gelmesi de cezbediciydi bir yandan. Daha çok yazmaya başladım. Ayrıca dış dünyada yaşanan büyük değişiklikler kendi yaşantımdaki yeni ayrıntıları seçmemi kolaylaştırıyordu. Hani bir otobanın yanında durduğunuzda hiç araba geçmezse kuşları ve cırcırböceklerini duymaya başlarsınız ya, öyle işte…

Özlediğim pek çok kişi var İstanbul’da 

class=’cf’>

Daha önce film ve edebiyat festivallerinin konuğu olarak pek çok kez İstanbul’a geldiniz. Etgar Keret’in gözünden İstanbul nasıl bir şehir?

Kendimi evimde gibi hissettiğim az sayıda kentten biri İstanbul. Gelenek ve yeniliği birleştirme biçimiyle bana Tel Aviv’i anımsatıyor. Pek çok kere gittim İstanbul’a, her seferinde okurlarımın sıcaklığına hayran kaldım. Ayrıca arkadaşlık kurduğum, özlediğim pek çok kişi var İstanbul’da. Bu yıl Pera Müzesi’nin davetlisi olarak filmlerimin gösterileceği bir sinema retrospektifi için gelecektim ama korona yüzünden ertelendi.

‘Normale dönünce gerçekten sevdiğimiz şeylere ve ihtiyaçlarımıza sahip çıkacağız’

Öyküler tüm acayip fikirlerin kabullenildiği güvenli bir yer sunuyor

Çok sıradan durumlar sizin kaleminizden gerçeküstü öykülere dönüşüyor. Nasıl bir yaşamınız var, öyküleriniz kadar gerçek üstü mü?

Ağabeyim 15 yaşına basmadan üniversiteye başlayan bir bilgisayar dâhisiydi. Babam sıkılmamak için her yedi yılda bir meslek değiştirme gibi bir ilke benimsemişti. Benim de evde öykülerimi yazarken konuştuğum bir tavşanım var. Vejetaryen olmaya beş yaşında Bambi’yi izlerken karar vermiştim. Hepimiz küçük yaşlardan itibaren tuhaflıklarımızı gizlemeyi öğreniyoruz bence. Öyküler tüm acayip alışkanlıkların ya da fikirlerin kabullenildiği, güvenli bir yer sunuyor.

Bir röportajınızda ailenizi ‘İsrail’in mikrokozmosu’ olarak tanımladığınızı okudum…

class=’cf’>

Hem annem hem de babam soykırımdan sağ çıkmış kişiler. Çocuklarını kararların ortaklaşa alındığı bir ortamda yetiştirdiler. Sonuç olarak her birimiz kendi inançlarımızla büyüdük. Ben bugün liberal bir sanatçıyım. Abim marihuanayı yasallaştırmak için çabalayan bir aktivist. Ablam 11 çocuğu ve 30’dan fazla torunu olan dindar biri. Görüşlerimiz epey farklı olsa da iyi anlaşıyoruz. Ne zaman dünyamızı sarsan bir şey olsa ben bir öykü yazıyorum, ağabeyim buna destek veren ya da karşı çıkan bir eylem yapıyor, ablamsa hepimiz için dua ediyor. 

ahmet

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir